17 TEMMUZ 2010
Aklımdan akanları tutamıyorum.
Bayat bir akrostiş gibi,
Herşeyin baş harfi sen.
Doğumgününde yalnız olmak,
Ya da bir yılbaşında evde oturmak gibi;
Cezalıyım.
“Hüzün ki en çok yakışandır bize,
Belki de en çok anladığımız.”
İki satır ne kadar etkileyebilir ki bir adamın hayatını değil mi?
Hiçbir adam kendi başına bir ada değil ise;
Ben bir kayayım derdim ya
Derdim işte, aynen öyle...
Başkasından borç alınmış ifadelerle kendini anlatmak,
Ya da kimsenin okumayacağı şiirlerin satırbaşlarına senin adını yazmak;
O kadar kurak, o kadar kıraçtı o yaz gecesi.
O yaz akşamı açtım pencereyi;
Bırak hücum etsin sivrisinekler içeri,
Bölgesini korumak için ölesiye dövüşen vahşi köpeklerin direnişi,
Karşı komşunun bahçesi sınırlarındaki fakat umru dışındaki puhunun serzenişi
Sabaha doğru bir ezan sesi - ki ezanların en uzun, en hüzünlüsüdür -
O yaz akşamı açık bıraktım pencereyi
Bir umut belki dolarsın içeri...
No comments:
Post a Comment